İki Şampiyonlu Kaptan: Onur Ergün (1. Bölüm)

Kaptanımız Onur Ergün’ü 28 Mart günü tesislerde ziyaret ederek kulubümüze vermiş olduğu emeklere teşekkür edip , kendisine derneğimiz adına bir plaket vermiş, keyifli bir söyleşi yapmıştık. Bu söyleşinin 1. Böiümünü sizlere yayınlıyoruz.

 Merhaba, öncelikle röportaj isteğimizi kırmadığın için teşekkür ediyoruz. Hem taraftarlarımız hem de diğer sporseverler açısından Onur Ergün’ün biraz daha iyi tanıtılması için doğumundan futbola başlayıncaya kadar olan dönemini istiyoruz. Kimdir Onur Ergün?

Öncelikle ben teşekkür ediyorum buraya gelip beni onurlandırdınız. Güzel bir duygu benim için. 15 Kasım 1992 Karlıova/Bingöl doğumluyum. 4 yaşımdayken İzmir’e göç etmişiz. Babam emekli öğretmen, 3 tane ablam var, annem ev hanımı. İzmir’de ilk önce Zübeyde Hanım İlkokulunda babamın yanındaydım, orada okul takımında başladım futbola. Daha sonra Karşıyaka Belediyespor’un minik takımında 1 sezon oynadıktan sonra Karşıyaka’ya transfer oldum. 3 sene Karşıyaka’nın altyapısında görev yaptım. Daha sonrasında ayrılıp tekrar Karşıyaka Belediyespor’a geçtim. Orada 1 sene B gençte oynadıktan sonra, o sezon 3.Lig’e yükselen Menemen Belediyespor’a transfer oldum. Orada çok değerli Erhan Özalp hocam vardı, o beni kendisi Menemen Belediyespor bünyesine kattı. 15 yaşımı bitirirken profesyonel oldum bu benim için önemli bir gelişmeydi. Daha sonra 3 sezon Menemen Belediyespor’da oynadım. Tabi orada çok fazla forma şansı bulamamıştım. Genç bir oyuncuydum eksiklerim vardı fazlasıyla. Daha sonra Bölgesel Amatör Lig’e döndüm Çiğli Belediyespor’a. Orada iyi bir sezon geçirdim ve final oynamıştık ancak 3.Lige çıkmayı başaramamıştık. Daha sonra Tire 1922, o da Bölgesel Amatör Ligindeydi, orada 1 sezon oynadım. Daha sonrasında İstanbulspor’a geldim. Tabi buraya geliş hikayemden bahsetmek gerek aslında. Yaz dönemiydi, Tire’de iyi bir sezon geçirmiştim profesyonel liglere gitmek istiyordum ama çok fazla teklif yoktu. Beni isteyen yoktu yani. Daha sonrasında bir akşam, Tire’deki takım arkadaşım, büyüğüm Abdullah Koparan beni aradı, İstanbulspor böyle böyle bir şeyler sordu, oraya gitmeni istiyorum dedi. Eski bir hocası varmış burada, o zamanki hocamız Fahrettin Sayhan. Tabi burası da alternatif bir oyuncu arıyor o zaman. Bütçesi düşük, 3.Lig ekibi, rahmetli Ömer başkan zamanı. Genç, alternatif bir oyuncu arıyorlar. Rahmetli Ömer başkan, Fahrettin Hoca ve o zamanki sportif direktörümüz Mustafa Dalcı bir yazı tura hikayesi var benimle ilgili. Yazı tura atıyorlar, yazı geliyor ve beni alıyorlar. Yani izlemedikleri bir oyuncu olduğum için, 3-4 kişinin referansıyla bildikleri için böyle bir yol izlemişler, yazı geliyor beni alıyorlar. Bende İstanbulspor Kulübünü çok iyi bilmiyordum. Tabi camia olarak bildiğim bir kulüptü ama o zaman ki süreci, üst liglerden alt liglere inişi vesaire pek bilgim yoktu. Sadece hislerime güvendim, buraya gelmek istedim. Daha sonra buraya geldim, geldiğim içinde çok mutluyum 6 sene oldu. Şu an takım kaptanlığını yapıyorum, 3 senedir de takım kaptanıyım. Benim için bir dönüm noktası oldu. Burada yaşadığım 2 şampiyonluk, yani hayallerime bu kulüpte ulaşmak benim için çok özel bir duygu oldu. Böyle hikayem.

İstanbulspor’da ilk imza

Sezon başında bir Trabzonspor’a transfer sürecin vardı. Onu bir de senin ağzından dinleyebilir miyiz?

Yazın burada sözleşmelerimiz bitmişti. 6-7 oyuncunun sözleşmesi bitmişti. Bonservisim elimdeydi. Başkanımız beni aradı, Trabzonspor kulübümüzden 2-3 oyuncuyla ilgileniyor ama senin bonservisin elinde olduğu için seninle öncelikli ilgileniyorlar dedi. Bende tabi çok heyecanlandım ama bir yandan da beklemediğim bir şeydi. Başka kulüpler vardı benimle ilgilenen onlarla daha fazla görüşüyordum. Tabi böylesine büyük bir camianın benimle ilgilenmesi beni mutlu etti. Daha sonrasında Trabzonspor kulübünden bir telefon geldi. Onun üzerine biz Ünal hocayla görüştük. Kendisiyle biraz sohbet ettik. O fikirlerini söyledi düşüncelerini söyledi, ben söyledim. Sonrasında 5 gün ben yurtdışına gittim tatile, tatilin dönüşünde ön protokol imzaladık biz Trabzonspor ile. Resmi transfer dönemi değildi tabi o zaman ön protokol imzalarken onlarda kendi şartlarını söylediler bende kendi şartlarımı söyledim, anlaşmıştık ama birkaç pürüz vardı. Birkaç pürüz yüzünden olmadı. Bu maddi konu değil manevi konu da değil, onların kadro planlaması benim nasıl bir kadronun içinde olmak istediğim ile alakalı bir durumdu. Daha sonra ön protokolü imzaladık fakat resmiyete geçemedik iki tarafında istekleri uyuşmadığı için.

Tekrar ben İstanbulspor’a döndüm. Hayırlısı böyleymiş, burada Fatih Tekke ile çalışma imkânım oldu. Trabzonspor kulübünün kapısından döndükten sonra, burada oranın efsane futbolcularıyla çalışma fırsatım oldu. Fatih hoca, Orhan Hoca, Volkan Bekiroğlu, Mehmet Polat hepsi çok değerli insanlar. Ben hayata şöyle bakıyorum, bir şey olmuyorsa daha iyisi olacağı içindir. Ben burada o insanları tanıdım tekrar kulübüme döndüm, hayırlısı böyleymiş, bu konuda bir kırgınlığım da üzgünlüğümde yok.

Peki Onur Ergün’ün ofansif özellikleri mi daha ön planda defansif özellikleri mi?

Şimdi bu soruyu bana 3 sene önce sorsaydınız ofansif özelliklerim derdim. Çünkü Yalçın hocadan önce daha ofansif taktiklerle oynuyordum, ama futbol değişiyor. Yalçın hocayla birlikte bizde futbolu fazlasıyla öğrendik. Üst liglerde biraz daha farklı bir futbol oynandığı için hocayla biz bunu konuştuk, bana farklı bir görev vermek istediğini söyledi bende bunun üstesinden gelebileceğimi söyledim. Kendimi ön libero mevkiinde üst liglerde daha iyi oynayabileceğimi düşünüyordum. Ülkemizde ileriye dönük oyuncularda genelde yabancı oyuncular tercih ediliyor. Burada bir de tabela isteniyor oynanan futboldan ziyade. Sonuca etki edecek oyuncu isteniyor. Ön libero-defansif özelliklerim daha baskın diyebilirim. Oyun kurucu özelliğim var. Ofansif olarak sayabilirsek bunu sayabiliriz.

 

Bizim gözlemimize göre geçen seneye göre daha iyi bir Onur Ergün var. Bunun sebebi ne?

Teşekkür ederim öncelikle. Geçen sene yeni çıkmış bir ekiptik. Uzun süredir birlikte oynayan futbolculardan kurulu bir takımdık. Yani herkes görevinin bilincindeydi. Çok ekstra şeyler yapmıyorduk. O yüzden sahada çok keyif alıyorduk. Bu sene Fatih hocayla birlikte biraz daha farklı bir oyun, biraz daha farklı bir görev vardı. Benim üstüme düşen görevler bu sene biraz daha arttı. Ben bunların üstesinden gelmeye çalıştım. Daha iyiyim ya da daha kötüyüm demiyorum buna sizler dışardan bakarak karar verirsiniz, biz sahada işimizi yaparız. Böyle olması beni mutlu eder. Bunun sebebini ancak şu şekilde söyleyebilirim, geçen sene oynanan oyun farklıydı, bu sene oynanan oyun farklı. Öyle söyleyebilirim.

Bizde kaptanlık pazı bandından dolayı diye düşünmüştük

Tabi ki kaptanlık pazı bandı her futbolcunun hayalidir. Ben pazı bandı takmasam da, geçen sene Yalçın Kılınç takıyordu. Biz Yalçın ile birlikte pazı bandını takıyorduk, ondan önce İlyas Akan vardı. Biz hepimiz buranın eski oyuncularıyız. Pazı bandını takmak tabi ki önemli bir şey. Bu oyuncuya ekstra özgüven ve sorumluluk veren bir şey.  Ama takmasam da, ben sezon başı geri döndüğümde başkanımızla konuştuğumda sorumluluklarımın daha fazla arttığını anlamıştım zaten. Bu da dediğiniz gibi bir etken olabilir tabi ki de. Her geçen yıl tabi ki sorumluluğumuz daha fazla artıyor. Bunu da hissediyorsun sahada daha fazlasını yapmaya çalışıyorsun. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

İstatistik tutuyor musun? Giresunspor maçı kaçıncı maçın oldu?

İstatistiği geçen sene 150.maçı oynamıştım Altınordu maçında. 170’lerin üstünde diye tahmin ediyorum. Bir arkadaşım var sosyal medya işlerimi de o yönetiyor. O genelde takip eder. Hatta dün eski futbolcumuz Oğuzhan Berber ile konuşmuştuk. Acaba burada kim en fazla oynamıştır diye. Efsane futbolcumuz, rahmetli abimiz Kostas Kasapoğlu oynamış. Fakat tam net sayı söylersem kaç maç oynadığım ile ilgili yalan söylemiş olurum.

 Buraya geldiğinden beri 6 senede İstanbulspor’daki değişimler neler oldu?

Biz geldiğimizde rahmetli Ömer başkan bir şeyleri oturtmaya çalışıyordu. Kulüp düşüşteydi. Tekrardan ayağa kaldırmaya çalışıyordu zor şartlar vardı burada. Buraya geldiğim ilk 5 ay konteynırda kalıyorduk. Daha sonrasında başarıyla birlikte kulüp de ayağa kalkıyor. İster istemez bütçe artıyor. İlk geldiğim sene play off oynadık. Çok bir şey değişmedi o sene. İkinci sene 3.Lig’de şampiyon olduğumuz zaman bizim için dönüm noktalarından biridir bana göre. Ömer başkanın final maçından önceki vefatı, onun vasiyeti, daha sonrada Ecmel başkanın kulübün başına gelmesi. Benim gördüğüm en büyük değişim bu oldu. Ve rahmetli Ömer başkanımızın vasiyetini de Ecmel başkan yerine getiriyor. Hatta daha iyisini yaptığını düşünüyorum. Kulüple alakalı hedefleri, hayalleri var. Bence en büyük değişim bu oldu. Her geçen gün daha da profesyonelleşen, daha da hayallerine yaklaşan, eski günlerine yaklaşan bir İstanbulspor var.

(Devam edecek)

Not: Onur Ergün’ün imzalı formasını kazanma şansınız var. Twitter hesabımızda gerekli açıklamaları bulabilirsiniz.

3 thoughts on “İki Şampiyonlu Kaptan: Onur Ergün (1. Bölüm)

  1. Gerçek bir İstanbulspor’lu..Centilmenliğinin yanında tam bir istikrar abidesi.İnşallah uzun yıllar takımımızın başında kaptan olarak görürüz..

  2. Son macta 5 golden 3 unun asistini yapmasinin ardindan verilen bu roportaji okumak son derece keyifli oldu. Onur ismine yakisan gercek bir Sari- Siyahli olarak umarim Kasapoglu,Bllge,Aydemir,Gungor ve Dogan Pek gibi abilerinin rekorlarini yeniler ve kendisi ile 26 Mayis 2015 de Eskisehir Ataturk stadinda 3.ligden 2.lige cikarken kucaklastigimiz gibi onumuzdeki yil da Super Lige tekrar kavustugumuzda doyasiya ayni sevinci yasariz.Basarilar dilegiyle. Dr.Ali Uygun

Fatih için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir