Stat: Güngören Belediye
Hakem: Orhan Erdemir, Evren Dölek, Bülent Gökçü
İstanbulspor: Zdravko Zdravkov, Ivailo Petkov, Niyazi Hüseyinoğlu, İlker Yağcıoğlu, Saffet Akbaş, Mehmet Yozgatlı, Alioum Saidou, Selçuk Şahin, Murat Erdoğan (Dk. 57 Bülent Üçüncü), Güven Kocabal (Dk. 57 Ferdi Yanık), Cenk İşler
Beşiktaş: Thomas Myhre, Ahmet Yıldırım, Ronaldo Guiaro, Dmitriy Khlestov, Erman Güraçar, İbrahim Üzülmez, Tayfur Havutçu, Zoubaier Baya, Tümer Metin, Ahmet Dursun, İlhan Mansız
Goller: Dk. 68 Cenk İşler (İstanbulspor), Dk. 47 İlhan Mansız, Dk. 59 İlhan Mansız (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Dk. 24 Güven Kocabal, Dk. 54 Alioum Saidou, Dk. 60 Niyazi Hüseyinoğlu (İstanbulspor9, Dk. 40 Zoubaier Baya, dk. 52 Tümer Metin, Dk. 82 Ahmet Yıldırım (Beşiktaş)
Aslında maçı ikiye, hatta üçe ayırmak gerekir diye düşünüyoruz. Önce ilk 45 dakika… Uykulu gözlerin yeni yeni açılmaya çalıştığı ilk 45 dakika… Beşiktaş’ın ninni gibi futboluyla izleyenlere kötülük ettiği ilk 45 dakika… Onlar da uyanamamıştı şüphesiz… Yoksa, artık potansiyel tehlike olarak ön plana çıkan defansın yaptığı hatalar ve İstanbulspor’un yakaladığı üç net gol pozisyonunun bir başka izahı olamazdı… Yeteneği su götürmez, ama disiplini ve ciddiyeti sürekli kuşku yaratan Mehmet Yozgatlı gez, göz ve arpacığı ayarlayabilse, hediye edilen enstantaneleri gole çevirebilse, kuşkusuz Beşiktaş kabusla uyanacaktı şekerlemesinden… Bu devrede, yerleşik düzende bile kademe yanlışı yapan, hadi haklarını çok da yemeyelim, orta sahadan hiç katkı alamayan defansa rağmen gol yenilmemesi, emin olun, Mehmet Yozgatlıya teşekkür gerektirecek nitelikteydi…
Sonra ikinci yarı başladı…İstanbulspor’un ser verip, sır vermeyen alan savunmasını baskıyla sarsmayı düşünen Daum’un planı tuttu. Khlestov, bu presin en başarılı uygulayıcısı olunca, kilit de sağ kanattan çözüldü. İkinci goldeki İlhan ustalığı Beşiktaş’ı rahatlatmıştı, ama bize göre hala yolunda gitmeyen sistem, kırmızı alarmı çalmaya devam ediyordu. İşte üçüncü bölüm burada başladı… Çünkü İstanbulspor oyunu karşı alana yıkarken, orta göbekteki Tayfur zaafı, istese de istemese de ceza alanına kadar itiyordu ev sahibini. Hele teknik ayaklar; Baya ile Tümer’in, futbolun defansif yönlerini unutması, Khlestov’un yorulması, İbrahim’in tek başına boğuşması, Cenk’in golüne kadar getirdi Beşiktaş’ı… Artık Kartal kontratak peşinde koşuyor, ama özellikle Ahmet Dursun’un boş pozisyonlarda bile topu çiğnemesiyle zorlanıyordu. Erman’ın ikramcı zihniyeti de, İstanbulspor’a gol için adeta davetiye çıkarıyordu. Eğer Aykut Kocaman, Ferdi’yi ikinci yarı başında alsa, ya da oyuna onunla başlasa, hatta orta sahada Güven’in çaresizliğini daha erken teşhis etse, Beşiktaş hiç de uyanmak istemeyeceği bir gün yaşayabilirdi… Çünkü konuk ekibin, bu defans ve orta sahayla, galibiyeti yakalaması, biraz da rakibin inançsızlığından oldu.
Son sözü bağlayalım…Defans kurgusunda Ali Eren’in gerekliliği bir kez daha kanıtlandı. Ama orta sahada, ne kadar kötü olursa olsun, Tayfur’un mücadele gücüne katılımcı olmaması, savunmayı derinden etkiliyor. Kanatlar bilinçsizce işliyor. Ofans ile defansif ataklarda oluşan boşluk, rakibe kaymaklı kadayıf sunuyor… Ve şunu biliyoruz ki, koşmak her şeydir, ama koşarken düşünmek çok şey…
