İstanbulspor 0-0 Beşiktaş (12.09.1971)

Stat: Mithatpaşa

Hakem: Ömer Karadağ, Cumhur Demir, Rahmi Haliloğlu

İstanbulspor: Yılmaz Urul, Celal Sivrioğlu, Alpaslan Eratlı, Tayfun Kalkavan, Türker Gülsoy, Hayati Küçükçavdar (Dk. 81 Hayrettin Serbest), Müjdat Karanfilci, Dimitri Pantazi, Kostas Kasapoğlu (Dk. 58 Yakup Yılmaz), Kostas Kasapoğlu, Cemil Turan, Ahmet Altuntaş

Beşiktaş: Sabri Dino, Ergün Acuner, İhsan Özbek, Zekeriya Alp, Muzaffer Etçil, Vedat Okyar, Mustafa Kefeli, Yusuf Tunaoğlu, Nihat Yayöz, Davut Şahin, Sanlı Sarıalioğlu

BEŞİKTAŞ için tek söylenecek laf. kötü. Hem de çok kötü…
Maç kazanma hırsından yoksun, gayesiz ve ruhsuz… Hele ilk yarıda bir sol tarafı var di ki Beşiktaş’ın, fikir olarak belki güzel. Çok Avrupa takımı da bunu aynen yapıyor. Misal Inter… Yalnız aradaki fark, oraya adam kaçırıp gol pozisyonu hazırlamaktır Beşiktaş’ın oradan kaçacak adamı kim evvela onu bilmek gerek. Solbek Zekeriya için çok uzak, Ergün o deparı attığı andan sonra 15 dakika dinlenmek zorunda kalır. Bunu yapacak bir tek oyuncusu vardı Beşiktaş’ın, o da Sanlı idi. Sanlı ise çok formsuz ve kondisyonu eksik. Sanlı, Yusuf, Vedat ve hatta Nihat kendi sahalarına kadar gelip top alarak minyatür futbol oynar gibi birbirlerine ikişer metrelik paslar atıyorlar. Kale 40 metre ilerde, kim depar yapacak içlerinden? Kimse depar yapamadığı için de Siyah-Beyazlılar gol pozisyonuna bile giremediler.

Bütün bunların yanı sıra bence Beşiktaş’ın en büyük eksikliği kazanma hırslarının olmayışı idi. Maçın bitmesine 10 dakika kala şampiyonada iddialı olan Beşiktaşlı futbolcuların canlarını dişlerine takarak gol atmaları gerekirdi. Ne gezer. Gol pozisyonlarına giren Beşiktaş yerine. daha çok İstanbulspor oldu. Bir takımda beş tane oyun kurucu (Play Marcer) olamaz.

İstanbulspor’a gelince:
Tüm olarak iyi oynadılar, hatta Beşiktaş’tan daha da başarılı idiler. Genç takımdan yetişen Dimitri ve K. Ahmet, Beşiktaş’ın beş klas, usta futbolcusu Sanlı, Yusuf. Vedat. Ergin ve Nihat ile adeta alay ettiler. İstanbulspor dünkü maçı kazanabilirdi Ama şanssızlık buna engel oldu.

Bir de Cemil vardı dün sahada.. Takımının kazanması için en ufak bir gayret göstermedi. Hiç bir vere koşmadı 22 yaşında olan Milli Takımın santroforu ne zaman koşacak futbol oynamak için? 35 yaşına gelince mi anlayamadık. Rakiple kora kora girdiği rakibi en önemli meziyeti bu mücadelelerde galip çıkması idi- topu bırakın hakeme dönmesine bir anlam veremedik. İstanbulspor’da oynayıp da seyircinin bu derece sempatisini kazanan Cemil en büyük meziyeti olan sür’at ve topla kaçışları yapmadan durarak oynamağa kalkarsa sıradan bir futbolcu olup çıkar. Cemil’in dünkü oyunu bize bu intibaı verdi. Cemil sahada arkadaşlarına saygısızlık etmeden oynamalı ve takımının kazanması için elinden geleni yapmalıdır

 

Bir cevap yazın