Stat: Şükrü Saracoğlu
Hakem: Muhittin Boşat, Fahir Ersoy, Evren Dölek
Fenerbahçe: Rüştü Reçber, Ogün Temizkanoğlu, Uche Okechukwu, Zoran Mirkovic, Ümit Özat, Abdullah Ercan, Ali Akdeniz (Dk. 52 Hakan Bayraktar), Nikola Lazetic, Serhat Akın, Haim Revivo (dk. 46 Yusuf Şimşek), Kennet Andersson (Dk. 78 Ceyhun Eriş)
İstanbulspor: Zdravko Zdravkov, Ivailo Petkov, Niyazi Hüseyinoğlu, İlker Yağcıoğlu, Saffet Akbaş, Mehmet Yozgatlı, Alioum Saidou, Selçuk Şahin, Güven Kocabal (Dk. 59 Zeki Önatlı), Cenk İşler (Dk. 76 Hadis Zubanovic), Bülent Üçüncü (Dk. 59 Ferdi Yanık)
Goller: Dk. 6 Serhat Akın, Dk. 27 Serhat Akın (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 25 Ümit Özat, Dk. 39 Serhat Akın (Fenerbahçe), Dk. 20 Cenk İşler, Dk. 39 Niyazi Hüseyinoğlu, Dk. 55 Güven Kocabal (İstanbulspor)
Lorantlı Fenerbahçe, ilk yarı boyun eğdiği rakibini yenerek, Galatasaray ve Beşiktaş’ın peşini bırakmadı.
Ligin ikinci yarısına Samsunspor yenilgisiyle başlayan ve zirveden 8 puan uzaklaşan sarı lacivertliler, kendi saha ve seyircisi önünde İstanbulspor’u ilk yarıda attığı gollerle 2-0 yenerek moral buldu.
Maça hızlı başlayan F.bahçe, aradığı golü 6. dakikada buldu. Bu dakikada Abdullah soldan ceza alanına girmeden ortaladı. Andersson ile Serhat topa birlikte hamle yaptı. Genç Serhat, Saffet’in müdahalesine rağmen ayak koyarak topu filelere yollarken, Şükrü Saraçoğlu stadı taraftarların gol çığlıkları ile inledi: 1-0.
Kanatlardan akınlarla rakip kaleye yüklenen Fenerbahçe’de 10. dakikada Serhat’ın vuruşunda top direği sıyırdı. 28. dakikada fark ikiye çıktı. Revivo’nun pasıyla ceza alanına sokulan Andersson, müsait durumdaki Serhat’a çıkardı. Genç futbolcu penaltı noktası üzerinden gelişine vurdu ve kendisinin ikinci golünü filelere yollarken ilk yarının da skorunu belirledi: 2-0.
İlk yarı boyunca kalesinde bir tek Rüştü’nün yatarak müdahalesiyle uzaklaştırdığı top dışında sıkıntı yaşamayan Fenerbahçe, ikinci yarıda da gol pozisyonlarına daha yakındı. Ancak bunları değerlendiremedi. Oyunu daha çok sahasında kabul eden İstanbulspor’da 85. dakikada Petkov’un yaklaşık 25 metreden vuruşunda top üst direkten dönünce maç F.bahçe’nin 2-0’lık galibiyetiyle sona erdi.
Kritik
ATTILA GÖKÇE
Werner Lorant’in yenilediği Fenerbahçe’yi izlemeye gelenler ana menüde fazla bir değişiklik göremediler. Yine 3-5-2… Yine Dünya için eskiyen, Fenerbahçe için hep yeni kalıp, eskimeyen üçlü savunma anlayışı… Bir yerine iki ön libero: Ogün ve Abdullah yan yana… Kenarlarda Lazetic ve Ali Akdeniz’le denenen kanat kombinasyonları… Biraz çabukluk, biraz pres, azıcık motivasyon, eh bir tutam da koordinasyon… Lorant tencerede pişmiş eski yemeği biraz ısıtıp, karıştırıp soslayarak servise sunuyor. Herkes yer mi? Yese doyar mı? Bu sofradan Fenerbahçeliler mutlu kalkar mı ? Bilemeyiz!
İstanbulspor maçında tribünler yine soğumayan yürekleri, sevgileri ve iyi niyetleriyle gelen taraftarla dolmuş. Fenerlist organizasyonunun sanal alemden Kadıköy cemaatine taşıdığı iki güzel afiş var.
Teşekkürler Büyük Mustafa (Vefa)… Wilkommen herr Lorant (Konukseverlik)… Kültürümüzün iki güzel yansıması. Ya da “Giden ağam, gelen paşam!” eyyamcılığı
Fenerbahçe tüm yeni yönlerine rağmen yine de topu daha çok rakibine bırakan, rakibini kendi sahasına buyur eden, sonra da aklına geldiği yerde gerekli bir silah gibi pres kuşanan bir anlayışta. İstanbulspor daha çok topla oynarken, Fenerbahçe iki üç atakla birden parlayıp karşı kaleye gidiverdi. İki ve üçüncüsü Serhat’ın golleri. Pek de güzel oluyor Andersson’un presçi asistçi rolleri. Andersson hocaya göre yeni bir kılık giymiş. Güzel de, Revivo biraz pejmürde. Kırkbeş dakika sabrediyor Lorant. Öyle gözbebeği, gözağrısı, sağ kolum, sol kolum, göz nurum ayrıcalığı tanımıyor kimseye.
İstanbulspor, Fenerbahçe’ye oranla daha çağdaş bir çizgide: 4-4-2… Ne var ki, sistem ne kadar çağdaş olursa olsun kadrodaki adamların biraz klas olacak, becerikli olacak, heyecan duyacak. Fenerbahçe’de böyle adamlar yanlışlarına, eksiklerine rağmen daha çok. İşte o zaman da klas, oyunu bozuyor, golleri Fenerbahçe yazıyor. İkinci yarıdaki Fener, Hakan Bayraktar’ın, Yusuf’un girmesi, Apo’nun sol kanada kaymasıyla daha canlı ve yaratıcıydı. Andersson çıkana kadar takımın baş hamalıydı. İyi birşeyler var. Ama zirveye dönük işaretler için vakit henüz erken. Bırakalım biraz Lorant da terlesin, mutfağa ısınsın. Düşünsün, taşınsın. Varsa spesyalitelerini yapsın. Şimdilik iştahla bekliyor tribündeki Fenerbahçeliler.
