Uçan Kaleci: Cihat Arman

Uçan kaleci Cihat Arman’ı 27 sene önce bugün kaybettik, iki dönem İstanbulspor’umuzun teknik direktörlüğünü de yapan Arman’ı saygı ile anıyoruz.

CİHAT ARMAN

1919’da Milli Mücadele’nin başladığı yılda doğdu Cihat Arman. İlköğretimine Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmında başladı, futbol topuyla da ilk orada tanıştı. Onbeş yaşında, babasının memuriyeti dolayısıyla gittikleri Ankara’da futbola devam etti ve ciddi anlamda sahalara Gençlerbirliği forması altında adım attı. Genç takımda oynadığı iki maçtan sonra A takımına alındı, onsekiz yaşında Ankara Karmasına seçildi. Gençlerbirliği’nde oynadığı üç sezonda iki Ankara Ligi şampiyonluğu bir de ikinciliği yaşadı. Bu yeteneğin sadece Ankara’yla sınırlı kalması beklenemezdi, öyle de oldu. Galatasaray’dan ayrılanların kurduğu Güneş Kulübü’ne transfer oldu. İlk sezonunda Güneş takımı dördüncü olurken Cihat izleyenleri mest etmeye başlamıştı bile. 19 yaşında Milli Takım’ın kalesi ona emanet edilmişti. 1938’de 10 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyetle Güneş şampiyon olurken, kaledeki dev, bu 12 maçta sadece 9 gol yiyerek şampiyonluğun en önemli isimlerinden biri oluyordu.1939 yılında Güneş Kulübü’nün kendisini feshedip dağılması üzerine, bu büyük yetenek Fenerbahçe’ye geçti. Ve kariyerinin de en parlak günleri başlamış oldu. 1940’da Fenerbahçe Milli Küme şampiyonu olurken başrollerden biri Cihat’ındı. 1943’te Milli Küme ismi değiştirilip Maarif Kupası olurken, şampiyon Fenerbahçe’nin 14 maçta 30 gol atıp sadece 6 gol yemesi Cihat’ın inanılmaz performanslarından biri olarak anılmıştı. 1950 senesindeki Milli Eğitim Kupası’nda Arman 13 maçta sadece 9 gol yerken, 14 maçta 14 gol atan Lefter’le beraber takımı şampiyonluğa taşıyan en önemli isimlerden biriydi.

1947 yılında Fenerbahçe’nin Macarların ünlü takımı MTK ile oynadığı maçta dönemin en önemli forvetlerinden Deark’ın ceza sahası içinden vurduğu topu insanüstü bir refleksle doksandan çıkarması onun unutulmaz kalecilik resitallerinin görkemli bir sahnesi olarak yıllarca kulaktan kulağa aktarılmıştır. Öyle ki Fenerbahçe’nin 2-0 lık galibiyeti ile sonuçlanan maçtan sonra Macar forvet gelip Cihat’ı tebrik etmiş ve bir hatıra fotoğrafı çektirmiştir.

Oynadığı dönemin 2.Dünya Savaşı yıllarına rastlaması nedeniyle sadece 13 defa milli formayı giyebilmiştir. Fakat 1937 yılında Milli Takım’ın rakipsiz kalecisi iken, onbir uzun yıldan sonra 1948’de Milli Takım tekrar toplandığında yine rakipsiz ve tek olması istatiksel gerçeklikle beraber tahayyülü zor bir yeteneğin haberini vermiyor mu?

Milli formayı az giymesine rağmen önemli başarılarda hep söz sahibi olmuştu. 1948’de düzenlenen Londra Olimpiyatlarında beşinci olan ekibin içinde yer aldı. Ve yine 23 Nisan 1948 yılında o meşhur Yunanistan maçında harikalar yarattı.

Cihat Arman-Aydemir Nemli

Cihat Arman gitgide bir fenomen oldu, onun yazdığı efsaneler dilden dile anlatılır, gençler arsalarda onun gibi kurtarışlar yapabilmek için kendilerini paralarlardı.

2.Dünya Savaşı’nın en zor yıllarında Mısır’da görev yapan İngiliz ordusunun çoğu profesyonel futbolculardan kurulu takımı, maçlar yapmak üzere Türkiye’ye gelmişti. 4 Aralık 1941 günü Fenerbahçe Stadı’nda İngiliz Orta Doğu Takımı ( o zamanki ismi ile Orta Şark Muhteliti) ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Maçın en önemli olayı ise ömrü hayatında hiç penaltı kaçırmamış ünlü İngiliz futbolcu Fenton’un kurtarılmaz diye tabir edilen penaltısını Arman tarafından fevkalade bir plonjonla köşeden çıkartılması olmuştu. Maçı idare eden İngiliz hakem bu kurtarışın üzerine hemen Cihat’ın yanına gidip onu tebrik etmişti.

1939 yılından futbolu bırakana kadar tam 309 kere Fenerbahçe kalesini korumuş,19412den itibaren takımın kaptanlığını yapmış, 6 şampiyonluk, 3 Başbakanlık Kupası, 3 İstanbul Ligi şampiyonluğu, 1 İstanbul Kupası, 1 İstanbul Şildi kazanmıştır.

Heybetli ve iri yapısına rağmen müthiş bir esnekliğe sahip bir vücutla, doğuştan gelen bir sezgi ve yetenek ile kaleciliğin en güzel vasıflarını bünyesinde barındırıyordu. Defansı ile konuşması ve onları uyarması o zaman için devrim niteliğindeki hamleleriydi onun. Her şeyi ile özel bir yetenekti. Belki de dünyada kendisine ait modayı yaratan ilk sporculardandı. Giydiği sarı kazaklar ile Fenerbahçe’nin sarı kanarya sembolünü almasını sağladı.

Kaleciliğin son döneminde hem oyuncu,  hem teknik direktör olarak Ağustos 1948’de teknik direktörlük kariyerine Fenerbahçede başladı, görevi Şubat 1949’da bıraktı. Milli Lig’in düzenlenmediği sezonda İstanbul üçüncüsü olabildi.

Cihat Arman İstanbulspor antrenmanında

1954 yılında Beyoğluspor takımının başına geçti. Bir kaç ay bu takımı yönetti ancak başarılı sonuçlar alamayıp İstanbul Ligi’nde sonunda yer alırlarken, yönetim ile anlaşamayan Arman görevinden ayrıldı. 1954 yılının sonlarında Beşiktaş’ın başına geçti. İlk sezonunda İstanbul’da ikinci oldular. 1955-56 sezonunda ise İstanbul’da üçüncü oldular. Sezon sonunda Beşiktaş’tan istifa eden Arman, antrenör kurslarına katıldı. 1956 yılında İstanbulspor’un teknik direktörlüğünü yaptı. Bir sezon görev yapıp İstanbul üçüncüsü oldular.

1957’de ise Kasımpaşa Spor Kulübü’nün başına geçti. Takımla Irak’ta özel maçlar oynamaya gitti. İstanbul Ligi’nde başarılı sonuçlar alamasalar da sözleşmesi uzatıldı. İkinci sezonunda da başarı gelmedi ve Milli Lig’e katılamadı. Federasyon Kupası’nda ise ilk 4 takım arasına giren Kasımpaşa, 1959-60 Milli Lig’e katılma hakkını kazandı. 1959-60 sezonuna da Kasımpaşa’da başladı ancak alınan kötü sonuçlar nedeniyle kasım ayında istifa etti. Sezon sonuna kadar milli takımda görev yaptı.
1960-61 sezonuna tekrardan İstanbulspor’da girdi. Ligde 14. olabilen İstanbulspor, sezon sonunda Arman ile yollarını ayırdı. 1961-62 sezonunun ikinci yarısı Arman’ın yeni durağı Yeşildirek Spor Kulübü oldu. Sezon ortasında aldığı takımı ligde tuttu. 1962-63 sezonunun ilk yarısı kötü sonuçlar alınca Arman istifa etti. Yeşildirek de sezon sonunda küme düştü.

Bir süre kulüp futboluna ara veren Arman, 1966’da Eskişehirspor’un başına gelerek liglere geri döndü. Ligi sekizinci olarak bitirdiler. 1967-68 sezonunda Mersin İdman Yurdu’nu yönetti. Ligi onuncu bitirdiler. 1968-69’da ise Vefa Spor Kulübü teknik direktörlüğüne getirildi.

Teknik direktörlük hayatından sonra gazetelerde maç yorumlayan Arman, çeşitlik antrenörlük kursları da düzenledi. 1980’de ABD’ye gitti ve bir dönem orada yaşadı. Fenerbahçe kulübü üyesi olan Arman, takımıyla ilgili derneklerde başkanlık yaptı. 1988’de Fenerbahçe başkanlığına aday oldu ancak seçimlerden önce çekildi.

14 Mayıs 1994’te hayatını kaybetti. Fenerbahçe Melih Aşık tesislerinde düzenlenen bir törenden sonra Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir