Yetenek Avcısı: Ali Mortaş

Trabzon eşrafından Hacı Kasım ile Şerif Hanım’ın oğlu, Seniha, Hasan, Aliekber’in kardeşi, Hüsniye, Baki, Erhan, İnci, Rezzan ve Esen’in dayısı, Aysel’in amcası Ali Mortaş özellikle ellili ve altmışlı yılların gerçek anlamda bir efsane antrenörüydü.

Mortaş genç oyuncuları bulup büyük kulüplere ve ulusal takımlara taşıma konusunda gerçekten de bir yetkeydi. Ali Mortaş döneminde İstanbulspor futbolcu fabrikası gibiydi. Eğer bir futbolcu genç takımda güzel oynuyorsa, ertesi gün A takımda oynardı. Hiçbir takımda olmazdı bu. Hiçbir takım İstanbulspor kadar futbolcu üretmedi.


1906 Trabzon doğumlu Mortaş, spor hayatına kurucusu olduğu İstanbulspor Kulübünde atletizm dalında başladı. 1928 yılında 200 metre Türkiye birincisi olarak ilk kez adını atletizm dünyasında duyurdu. Aynı yıl 200 ve 400 metrede Olimpiyat seçmelerini kazandığı halde henüz iki yıllık bir kulübün sporcusu olduğundan olimpiyatlara götürülmedi.

Mortaş atletizme Ömer Besim Koşalay’ın öğütleriyle başlamış, eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü ve altmışlı yıllarda genelkurmay başkanlığı da yapan Cemal Tural gibi isimlerle yarışmıştı.

Ali Mortaş futbolculuk döneminde kalecilik yapıp, esas branşının da atletizm olmasından, antrenörlüğünün ilk yıllarında biraz küçümsenmiş, ‘meraklı antrenör’ diye dalga geçmiş meslektaşları onunla. Ama azimli Mortaş kendi kendini yetiştirmiş, 1932 senesinde isminin nerede ise özdeşleştiği İstanbulspor kulübüne antrenör olmuştu. Yıllar içinde büyük bir donanım edinmiş ve sayısız genç topçuyu futbol dünyamıza hediye etmişti.

Ama Mortaş’ın değerinin İstanbulspor’da bile bilindiğini söylemek biraz güç galiba. Çünkü Mortaş çalıştırıcılık yaşantısını ‘Gel..Git’ sözcükleriyle ifade etmiş hep. İstanbulspor’a antrenör bulununca, Kenara çekil, denmiş kendisine; antrenörsüz kalınan anlarda da, Amannn Ali, diye göreve çağrılmış

Mortaş anılarında, 1946 yılının altını kalın kalın çiziyor. ”İstanbulspor, Beykoz’a yenilerek küme düşmüş, yöneticilere küskünlük gelmişti. Altmışların ikinci yarısında Beden Terbiyesi İstanbul Bölge Başkanı olacak, o dönemin topçusu Turhan Barlas ve arkadaşlarıyla beraber bir yıl çalışıp didinerek tekrar küme yükseldik. Sonra yeni bir antrenör buldular, ben yine yedekte kaldım.’’ diyordu.

Ali Mortaş (1956)

Mortaş’ın yaşadığı bu hayal kırıklıklarıyla seneler içinde A takımdan, altyapılara, gençlere yönelmesi çok anlaşılır bir şey. Ama yetiştiricilik yönünün üstünlüğünü defalarca Türkiye şampiyonu olan İstanbul genç karması ve İstanbul birinciliklerinin değişmez abonesi İstanbulspor genç takımı ile görüyoruz. İstanbulspor Kulübünde 38 yıl aralıksız olarak genç takımlarını çalıştırdı. Bu hocalık işini tamamen fahri olarak yaptığı gibi, cebinden de hesapsız paralar harcadı.

25.Ocak.1960 tarihinde Başkan Ali Sohtorik’in, Ali Mortaş’a yazdığı menajerlik davet yazısı (Büyütmek için resme tıklayın)

”Teknik form eğer manevi ve maddi takviyeler görmezse futbolcunun verimi kısır kalıyor.” diye, tecrübesine dayanan bir iddiası vardı, bu yüzden başarılı olan sporcusuna ekstra hediyeler ve bahşişler verirdi.

Antrenörlükten boşta  kalan zamanlarını işlettiği halı mağazasında geçirirdi. Aynı zamanlarda İstanbulspor Yönetim Kurulunda Genel Kaptanlık, menajerlik gibi görevlerde üstlenirdi.

İstanbulspor’un başarılı olmasının sırrını şöyle anlatırdı ” Kulüpte olan samimiyet. Bizde tam bir demokrasi anlayışı hakimdir. Bu önce yönetimin içinde, sonra sporcular arasında ve nihayet karşılıklı ilişkilerde böyledir. Bizim sırrımız, her işimizi sevgi ile hallediyoruz.”

Şimdi Mortaş’ın yetiştirdiği gençlere bir göz atalım ve hocanın değerini layıkıyla anlayalım. Fenerbahçe’nin ve milli takımın altmışlardaki as stoperleri Ercan Aktuna ve Yılmaz Şen, forvet Nedim Doğan, Galatasaray’ın müthiş kardeşleri kaleci Yasin ve Gökmen Özdenak, Beşiktaş’ın sağbeki Erkan, Ahmet Şahin, İstanbulspor’un muhteşem kalecisi Yılmaz Urul, Erdoğan Tokol, Dimitri Pantazi, İzmirsporlu Tuncay, PTT’li Yusuf ilk akıla gelenler. Ama daha nicesi!

İstanbulspor’un Erzurum’da Palandöken takımıyla yaptığı özel maçtan önce çekilen hatıra fotoğrafı. Sol başta Mesut Buharalı, yanında Kemal Çilingiroğlu, Ali Mortaş, Ziya Çilingiroğlu ve Kenan Buharalı.

İstanbulspor altyapısının elleri öpülesi hocası şöyle derdi;
‘Dünyaya gelen her çocuğun eğer apış arasında ‘hayaları’ varsa mutlaka futbolcudur. (Yani kız değilse…) Onun doğasındaki yetenek oynayacağı kulübü belirler. Kimi amatör kümede oynar, kimi Fenerbahçe, Galatasaray’da, kimi Real Madrid’de… Ben doğuştan yetenekli olanları seçer onları bir maden gibi işler genç yaşta büyük kulüplere kazandırırım… Tabii talihleri varsa…’

Mortaş 1965-66 mevsiminde hem Galata, hem İstanbulspor genç, hem de Davutpaşayı çalıştırdı. Dahası Mahalli Lig’de çalıştırdığı iki takımı da yani Galata’yı, ve de Davutpaşa’yı terfi liginde başarılı olarak ikinci lige birlikte çıkarma becerisini gösterdi.

Ali Mortaş Çalıştırdığı İstanbulspor Genç ve Galata oyuncuları ile birlikte

Mortaş’ın bu parlak genç keşifleri ne yazık ki beklenmedik bir ölümle 25 Mart 1970 günü noktalandı.

Uzun yıllar birlikte çalıştığı yönetici Tuğrul Alkaya bakın o Mart sabahını nasıl anlatıyor.

Ali Mortaş’la beraber çalışmaya başladık. Haftanın üç günü sabah saat 8’de Vefa Stadı’nın önündeki salaş kahvede toplanıyoruz. Genç takım futbolcuları çaylarını içerken, Mortaş günlük gazeteleri gözden geçiriyor. Okula giden minicik ilkokul talebeleri kahvenin camına dayanıp içeri bakıyorlar. Mortaş’ı görenler içeri girip elini öpüyorlar. Ali Baba da bir gün evvel bankadan aldığı 5 liraları çocukların cebine koyuyor. Taksim-Aksaray dolmuşunun 75 kuruş olduğu dönemde ceplerine 5 lira koyan minikler güle oynaya okullarına koşuyorlar. Fırtına gibi geçen başarılı yıllar ve 1970 yılının bir Mart günü, hepimiz yine o salaş kahvedeyiz. Ali Mortaş gelmiyor. Minicik çocuklar cama dayanıp içeri bakarken bizde camdan dışarı bakıp onu bekliyoruz. Kötü haber ulaşıyor. Ali Mortaş’ı kaybediyoruz.

”İstanbulspor şampiyon olmadan gözlerimi yumarsam yaşadığıma değmeyecek..” diyen Mortaş 24 Mart günü evinde spor hareketleri yaparken beyin kanaması geçirdi ve komaya girdi. Bir gün boyunca başta Profesör Selahattin Kerimoğlu’nun ve sekiz doktorun büyük gayretlerine karşın  24 saat sonra hayata gözlerini kapadı. Cenazesi   27 Mart 1970 Cuma günü Şişli Camiinde yetiştirdiği topçuların eşliğinde öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Ali Mortaş’ı saygı ile anıyoruz.

 

One thought on “Yetenek Avcısı: Ali Mortaş

  1. ALI BABANIN SON GENC TAKIM OYUNCULARINDANIM KAYBI ILE BIZE ASILADIGI GUVEN DUYGUSUNU KAYBETTIM VE ISTANBULSPOR UN GERILEME VE KALITE KAYBI DEVRI BASLADI ALLAH ALI BABAYI NURLAR ICINDE YATIRSIN INSALLAH ISTANBULSPOR OYUNCULARININ SEREF DUYDUGU ATMISLI YILLARA YINE DONER

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir