İstanbulspor TV: Alper Budka

Twiteer da İstanbulspor Tv sayfasını sizlere ulaştıran ve videolarını da zaman zaman kullandığımız Alper Budka’yı hem tanımak hem de duygularını öğrenmek adına ile bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifle okumanız dileği ile.

Öncelikle sizi tanıyalım, kimdir Alper Budka?

Muhabirim. Gazete Duvar’da çalışıyorum. Futbol haberleri de yapıyorum. Özellikle TFF 1. Lig’i izliyorum. İki senedir Twitter’da, @PttChampionship ve @İstanbulsporTV hesaplarında izlediğim maçları yazıyorum. İstanbulspor taraftarıyım. 36 yaşındayım.

Nasıl İstanbulspor taraftarı oldunuz?

Ben 9-10 yaşlarımda Anadolu Lisesi sınavına hazırlanırken İstanbul Erkek Lisesi’nin (İEL) hafta sonu kursuna katılmıştım. Yani İEL’li olmasam da Cağaloğlu’ndaki o tarihi binanın havasını henüz çocukken teneffüs ettim. İstanbulspor da okulun bünyesinde kurulmuş ama adını 16 milyonluk İstanbul’dan alıyor. Bence üç büyüklerden birini tutsa da İstanbul’daki herkesin “Boğalar”a sempatisi vardır. Çünkü onlar “Şehrin Takımı”dır. Ben de hem Galatasaraylı, hem de İstanbulsporluyum.

İstanbulspor sizin için ne ifade ediyor?

 Bana göre trajik bir hikayesi var. Türkiye’nin en köklü kulüplerinden biri… Önce profesyonelliğe, ardından endüstrileşmeye yenik düşüyor. Büyük sermaye sahiplerinin, futbolcu tacirlerinin oyuncağı oluyor. Şirketleşiyor, TMSF’ye devrediliyor, sonra devlet yönetiminde ligden düşüyor. Fona devredilirken İEL Vakfı’nın yüzde 10’luk hissesine de el konunca, onlar ayrı bir İstanbulspor kuruyorlar. Zaten küçük bir camia ikiye bölünüyor ve geçmişinden koparılıyor. Şimdi de Trabzonlu bir ailenin elinde… Yıllardır elden elde gezmesine; maçlarını oynadıkları statların, tesislerin değişmesine rağmen onu yalnız bırakmayan 200 taraftarı var, inanılmaz!

Öte yandan ülke futboluna Cemil Turan’ları, Gökmen Özdenak’ları, Koço Kasapoğlu’ları yetiştirmiş, büyük bir tarihe ve isme de sahip… 90’larda Süper Lig’deydi ve  şampiyonluğu kovalıyordu, dolayısıyla çocukluğumu hatırlatıyor. Yani hem bir gazeteci, hem de bir futbolsever olarak bana ifade ettiği şeyler hiç de az değil…

Sizde anısı olan maçın var mı?

 İlk maçın komik bir anısı var… Geçen sezon kombine bilet almıştım ve artık İstanbulspor’un tüm maçlarını izleyeceğimi Twitter’da yazmıştım. Taraftarlardan biri, Ramazan Toklu o tweeti fark etti ve beni takibe aldı. DM’den yazıştık. İlk maçta tribünde tanışacaktık. Sonra stadyuma gittim, birini gördüm, ona benzettim. Yanına oturdum, “ne haber Ramazan” dedim, sohbete başladık. Meğer onun adı da Ramazan’mış. Aslında ikimiz de bir tuhaflık hissetmemize rağmen bozuntuya vermeden epey konuşmuştuk. İlk tanıdığım İstanbulspor’lu o yanlış Ramazan’dır, kendisini bir daha hiç görmedim. Ramazan Toklu’yla ise hala arkadaşız. İşte tribün böyle bir yerdir, hiç tanımadığınız insanlarla rahatlıkla duygusal bağ kurabilirsiniz.

İlk gittiğiniz maç hangisiydi, iç saha deplasman?

 Geçen sezonki İstanbulspor – Giresunspor maçıydı, 2-1 kazanmıştık. Gollerimizi de Cajic ve Diouf atmıştı. Artık ikisi de kadroda değiller. Bu önemli değil ama o maçta Duhan Aksu’ya hayran kalmıştım, Duhan’ı uzun zamandır izleyemediğim için üzgünüm. Taraftarla birlikte deplasmana hiç gitmedim, pandemiden sonra gitmeyi çok isterim. Yıllar önce Elazığ’da bir maç izlemiştim. Sanırım 2004-2005 sezonunun sonuydu. Abdullah Ercan’ın da veda maçıydı. İstanbulspor Elazığspor’a konuk olmuştu. Deplasmanda izlediğim tek maç odur.

Takımın şu anki durumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

 İstanbulspor şu anda TFF 1. Lig’de 2. sırada, bunu beklemiyordum doğrusu… Geçen sezon da kadrosu iyiydi ama bazı eksikleri vardı. Orta sahada Onur, Eslem, Cajiç üçlüsü ofansif, teknik ama geçirgendi. Her şeyden önemlisi net bir santrafor yoktu. Fatih Tekke  Eslem’i kesti, Kamal Issah’ı getirdi ve takıma sertlik kazandırdı. Bu sezon Cajiç’in pozisyonuna Albert Rroca transfer edildi. Rroca 10 numara olmasına rağmen atlet bir oyuncu, tabela yapabiliyor. Böylece daha az yiyen, daha çok atan bir takım oluştu. Fakat ne ilginçtir, İstanbulspor bunu santraforsuz başardı. İbrahim Yılmaz’a fazla şans verildiğini düşünüyorum. Nihayet Mirkan Aydın transfer edildi. Mirkan’ın bir an önce ilk 11’de oynamasını umuyorum.

Fatih hoca çok çalışkan bir teknik adam, iki sezondur oyuncu seçimlerinde çok arayışlara gitti ama sonunda ideal 11’ini bulduğunu görüyoruz. Eski teknik direktör Fırat Gül’ün bekleri Duhan’ı ve Muhsin’i ileri çıkarttığı futbolunu da özlüyorum. Fakat Muhsin geride boşluklar bırakıp gol yediriyordu. Tekke bazen beklerini ortada birer oyun kurucu gibi kullanıyor. Gül’ün pas oyununu daha da geliştirdi. Bu arada yönetimi de kutlamalıyız, bu sezon kadroya kattıkları üç Arnavut da, yani Rroca, Abazaj ve Ethemi tabanca gibi… Demirspor’da oynatılmayan sağ kanat Levent Ayçiçek 20 haftada 3 gol, 4 asist yaptı. İstanbulspor’un en önemli eksiklerinden biri de taraftarı biliyorsunuz. Maalesef rakiplerimiz kadar taraftarımız yok. Ama bu sezonun seyircisiz oynanması da İstanbulspor’un lehine oldu belki…

Şu taraftar konusunda yönetimin yapabileceği bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Mesela İstanbul Erkek Lisesi’yle işbirliğine gitseler, İEL öğrencilerini minibüslerle stadyuma getirseler olmaz mı? Mesela İstanbulspor maçlarını Esenyurt Necmi Kadıoğlu Stadyumu’nda oynuyor. Bu civarda 800 bin kişi yaşıyor, İstanbul’un en kalabalık nüfuslu ilçesi; 57 ilden ve hatta bazı büyükşehirlerden daha kalabalık… Bölgenin potansiyelini değerlendirseler olmaz mı? İstanbulspor’un Bayrampaşa’da oynadığı dönemde Cem Uzan’ın semtin çocuklarına forma ve top dağıttığını duymuştum. Burası da tabiri caizse varoş, şehrin çeperlerinde tutunmaya çalışan, kimliğini arayan insanlar var. İstanbulspor onlar için bir bayrak olabilirdi. Ama ben kulüp sahiplerinin Trabzon’la ilgilendikleri kadar Esenyurt’la ilgilendiklerini zannetmiyorum.

Maçlara hangi sıklıkla gidiyorsunuz?

 Malum hepimiz aynı durumdayız, stadyumlar kapalı, maçlara gidemiyoruz. Geçen sezon da aynı nedenlerle iç sahadaki maçların bazılarına gidememiştik ama ben tahminen 10 maç izledim sanırım. Bu arada stadyuma gitmek isteyenlere de bilgi vereyim. Avcılar’a kadar metrobüsle gidip 147’ye binin, Esenler Belediyesi’ne vardığınızda araçtan inip sağdan yokuş aşağı biraz yürüyeceksiniz. Çok zor değil, gidiliyor. Minibüsle de ulaşım mümkün ve maç bileti sadece 10-15 TL… Passolig’iniz varsa tabii… Bazen trafik oluyor ama biraz geç kalsanız da içeri girip maç izleyebilirsiniz.

Süper Ligde buluşmak dileği ile bu güzel sohbet için teşekkür ederiz.

İnşallah ben de teşekkür ederim.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir